Feymag Logo

12.24.2015

Bir Japon Geleneği Kimono

Kimono : Bir Japon Geleneği

BİR JAPON GELENEĞİ: KİMONO

Japon kültürü, felsefi çok derin anlamlar içeren ‘öteki’ üzerine kurulu bir düzendir. Japon kültürünün en önemli özelliklerinden biri olan ötekine saygı gösterme ve değer verme, sadece karşıdaki insan değil çevrelerinde bulunan her şeye çıkar gözetmeden gösterilir, doğadaki canlı ve nesnelere derin bir duyarlılıkla yaklaşılır. Japonlar çağlar boyunca doğa ile ve güzellikleriyle sıkı ilişkiler kurmuş, aşkı ödüllendirmiş, güzelliğe hayran olmuş, zarif olan her şeyin önünde eğilmişlerdir. Her millette olduğu gibi Japonlarda da kıyafetler mevsim şartlarıyla değişikliğe uğramışlardır. Geleneksel giysileri kimono yazın daha rahat olunabilmesi açısından geniş kollu bol ve tek parçadan oluşmuştur. Ancak kimono kökeni Çinlilerin pao olarak adlandırdıkları giysilerinden doğmuş ve Japon kültürüne geçmiştir. Tarih içersinde sayısız çeşitte pek çok farklı motifte ve süsleme ile karşımıza çıkmıştır. Japon kültüründe kimono sadece bir giysi değildir. Kimononun onu giyen kişide ruhsal bir değişim yarattığına inanılır kültürlerinin çok önemli bir parçasıdır çünkü kimonolar renk, desen kompozisyonu, kumaş çeşidi olarak değişiklik gösterse de temelde aynı kalıpta üretilen standart kesimde tek parça bir kıyafettir ve giyenin şeklini alır yani kimononun gerçek biçimi giyeni ile alakalıdır. Bu sebeple kimonoyu giyen kişinin başkasının fiziksel varlığına özenmesi anlamsız kılınmıştır ve kişi Japon kültüründe ki özü düzeltme, eğitme felsefi ile doğru orantılı olarak kimonosunun da şeklini kusursuzlaştırmak için kendi kişiliğini ve karakterini ehlileştirmeyi, güzelleştirmeyi seçmiştir. Kimononun kökeni 9.yüzyıla Hei-an dönemine uzanır Japon tarihinin en görkemli ve parlak dönemidir. Bu dönem saray kadınları iç çamaşırı olarak yine tek parça halinde ince ipekli bir dokuma olan kosode adı verilen giysi üzerine Bakama adı verilen geniş bir etek ve onunda üzerine osode adı verilen geniş ve uzun robayı giymekteydiler bu dönem kimonoları bu şekilde toplam 12 parçadan oluşmuş ve gösterişli kumaşlardan yapılmıştır. İmparatorluğun gücü her alana yansıdığı gibi kıyafet alanına da yansımış ve etkisi on iki parçalık kıyafet şöleniyle olmuştur. Daha sonraki dönemlerde bu kullanım çeşitliliğe uğramıştır. 12.yüzyılla birlikte kimonolar daha sade ve daha kolay hareket edilebilecek bir tarz alır ve iç çamaşırı olarak giyilen kosodeler üst giysisi olarak da kullanılmaya başlar. Daha da ilerleyen dönemlerde kimonolar, bellerine bağlanan obi yani kuşaklarla kosode-obi’ye dönüşmüşlerdir. Her sınıfın kimono kültürü kendine özgüdür. Samuray kadınları daha sade giyinmeyi tercih ederlerken üst sınıf kadınların tercihi her kültürde ki gibi daha gösterişli olandan yana olmuştur. Henüz evlenmemiş genç kızlar içinse Frisode yapılırdı. Bunların en önemli özelliği kollarının çok uzun olması ve çok geniş obilerle (kuşak) bağlanmasıydı. Bir inanışa göre bir kadın aşık olduğu insanı elde edebilmek ve onun ruhunu etkileyebilmek için giysisinin uzun kolunu rüzgarla ahenk için sallamaktaydı. Bugün hala Frisode genç kızlar için önemli bir kimonodur. 19.yüzyıl ile beraber kimonoların formları giderek değişmiş daha biçimlendirilmiş elbiselere dönüşmüştür batı dünyası da kimonoyu keşfetmiş ancak daha çok ev giysisi olarak kullanmıştır ve giderek Japon kültüründe de ev içi giysisi olmuştur. Yinede Japon kültüründe kimonoya bağlılık devam etmektedir bazı kadınlar törenlerde de olsa yılda bir ve ya iki defa bu giysiyi kullanmaktadır. Kimonoya bağlılık Japon kültürünün oluşmasında çok önemli bir yer tutar ruhun arınması ve kimono giyiminin yaşam tarzı ile orantılı olarak kalıplaşmasından doğmuştur. Kimonolar, Japon ruhunu yansıtan birer sanat eseri olarak bugün müze ve kitaplarda kalmıştır.

  EDİTÖR: GÖKÇE ORUÇ

Yorumlar